~ Expecto Hogwarts Geri Döndü! ~
Expecto Hogwarts Forumlarına Tekrar Hoşgeldiniz...
Sitemiz 10 Temmuz 2011 tarihi itibariyle "Porfiria Poetwest" tarafından tekrar açılmıştır. İçimizdeki heves bitine kadar bütün ciddiyetimle yemin ederim ki, muziplik devam edecek!"

Teşekkürler.


2005 Ağustos tarihinden beri aktif, HP-RPG tarihinde ilk kez mezun verebilmiş en uzun, en köklü Harry Potter Role Play oyunudur.10 Temmuz 2011 tarihi itibariyle tekrar açılmıştır!!!


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Meydan Saati

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
The Stitch Doll
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 2

MesajKonu: Meydan Saati   C.tesi Mayıs 30, 2015 10:49 pm

Yeniden ortaya çıktığında olması gerekenden daha büyük bir gürültü kopararak yere yığıldı. Cisimlenmenin bu kadar zor olduğunu unutmuştu. Başını yere çarpmaktan son anda kendini koruyabilmiş olsa da şu an içinde olduğu durumda bunun pek de bir şey fark edip etmeyeceği konusunda emin değildi. Nitekim ayakta durmak şöyle dursun, ne dizleri üzerinde durabiliyor ne de iki elini de kullanabiliyordu. Boğazı halen ciğerlerindeki demir tadını sökmek için boğulurcasına öksürürken tek yapabildiği başını tek dirseğinin yardımıyla yüksekte tutmaktı; ki bu bile fazlasıyla enerjisini yok ediyordu. Sırtını kamburlaştırarak alnını yere dayadı ve öksürmeye devam etti birkaç dakika boyunca, neredeyse kusacak gibi hissediyordu kendini nitekim bu da çok mümkündü, asıl soru midesinden çıkacak olan şeyin ne olduğuydu. Zira uzun zamandır bu vücuda herhangi bir yiyecek veya içecek girdiğini hatırlamıyordu. Yattığı yerde bile başı öylesine dönüyordu ki sanki birisi sürekli olarak üzerinde durduğu düzlemi döndürüyormuş gibiydi.

Sonunda gözlerinden yaşlar, dudaklarından da birkaç damla daha kan süzülerek başını kaldırarak nerede olduğuna bakmaya çabaladı. Çabaladı; çünkü yere yığılmak üzere sürekli dönen başı, güçlükle açtığı gözleri ve sürekli olarak dalgalanarak kararan görüntü içinde algılaması çok zordu. Ancak başına yağmurlar yağmıyordu artık, yağmurun sesi bir hayli uzaklardan, dev bir saatin yankılanan tiktakları ardında güçlükle seçilebiliyordu. Çevresi karanlıktı, bulunduğu küçük odanın eğik çatısından buranın bir tavan arası olduğunu çıkarabiliyordu. Bir duvarda dev çarklar ağır ağır hareket ediyor, her saniyeyi gürültüyle duyuruyorlardı. Bir köşede güçlükle seçebildiği hafif aydınlıktan oranın alt kata inen bir merdiven olduğu kanısına vardı. Bu ortamı tanıyordu nasılsa, bir kaç ipucu hızla zihninde bir araya geldi. Hogsmeade'in meydanındaki küçük saat kulesinin içinde, tavan arasındaki saat odasındaydı.

"Siktir..." Kendine sinirle küfretti dişlerinin arasından ve başını tekrar eğerek gücünü toparlamaya çalıştı. Daha da uzaklaşabilmeyi umuyordu ama bu halde gidebildiği en uzak nokta buydu. Ahşap zemin dışarıdaki bahar yağmuru ardından yasladığı alnını ısıtıyorduysa bile tenini öylesine soğuk hissediyordu ki bir buz parçasının içinde olduğuna kendini kolaylıkla ikna edebilirdi. Diğerlerinin sesini duyabiliyordu ancak o kadar büyük bir karmaşa içindeydi ki her şey, anlayabilmesine imkan yoktu. Aslında böylesi daha iyiydi, böylece asıl amacına ulaşabilirdi; gidebildiği en uzak yerde, saklanabildiği kadar iyi saklanmak. Gözlerini yumdu, annesinin yüzünü sabunladığı isyankar bir çocuk gibi neredeyse. Ama olduğu yerden hiçbir yere kımıldayamadı.

Sessizce kendisine küfür etti. Buraya kadar mı kaçabilecekti yani? Bilincinin kendisini terk ettiğini vücudunu yalayan bir rüzgar gibi hissedebiliyordu, ama aynı zamanda canı o kadar yanıyordu ki her hareketi yeni bir kıvılcımla zihnini dalgalandırıyor, tekrar gözlerini açıyordu. Tekrar denedi, yine başaramadı. Büyücüler için adım atmak kadar doğal ve kolay olan bu küçücük yetenek bile bir ızdırap haline gelmiş, nefes nefese bırakmıştı kızı. Eh, adım atabildiğini de söyleyen yoktu zaten şu an. Başka bir çaresi kalmadığına karar verdi yeni küfürler fısıldayarak. Burada saklanmak zorundaysa, öyle olsundu, öyle yapacaktı. Gücünün son damlasına kadar yapması gerekeni yapacaktı.

Kendini yeniden yükseltmeye çalıştı dirseği üzerinde. Vücudunun neredeyse yarısı kırık ve bozuk olduğundan mı, yoksa yağmurla ıslanmış ve çamura bulanmış olduğundan mı bilinmez, yere zamkla yapışmış kadar ağır hissediyordu kendini. Belki ikisi birden, hatta daha bile fazla nedeni vardı. Gözlerini yeniden araladığında göz bandının düşmüş olduğunu fark etti görüşündeki kızıllıktan. Net değildi hiçbir şey, ancak görüşünü kaybettiği gözü diğerinin işine de burnunu sokuyor, çevrede olmayan kızıl tonlar katıyordu görüşüne. Derin bir nefes aldı ve kendini çekerek hareket etmeye çalıştı. Liflerini kopardığı bir bacağı ve omzunu parçaladığı asa kullanan kolu ile beraber bunu yapmak son derece zordu. Zedeli kaslarını bir et çuvalıymış gibi yerde sürüklendiği her an daha da acı vericiydi. Dişlerini sıkıp direndi buna, en azından çarkların altındaki ahşap merdivenin gölgesine sığınana kadar. Sürünerek kendini oraya kadar hareket ettirmek saklanmasına yetmek zorundaydı çünkü daha fazla yapabileceği bir şey yoktu. Zeminin onu içine çektiğini, karanlık ve soğuğun hızla etrafını sararak onu bağrına bastığını hissedebiliyordu. Alnını soğuk taş duvara dayayarak küçülebilecek kıvrıldığında kendini kaybetmeden önce gözlerini kapatmaya bile zamanı olmamıştı. Çarkların altında, gözleri açık ve dudakları aralanmış bir halde yatarken halen yaralarından ve dudaklarının arasından sızan kan olmasa burada uzun zamandır ölü olduğuna kolaylıkla inanılabilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Will Amarant
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Kişisel İleti : You did it once, now show me how you did it.

MesajKonu: Geri: Meydan Saati   Paz Mayıs 31, 2015 9:04 pm

Yoruichi’nin intiharından sonra onu ilk kez gördüğü yere yine aynı koşullar altında gidiyor olmak Will’i kötü etkiliyordu. Kulenin basamaklarını adım adım çıkarken arkasında yalpalaya yalpalaya yürüyen TJ’in sürtünen ayak sesleri sessiz olmanın getireceği avantajı egale ediyordu. Will boynunda cayır cayır yanan hilal kolyeyi sıkı sıkı tutuyordu. Sağ elinde de asası yanında rahatmış gibi görünen bedenine uygun bir şekilde adımlarıyla bir ileri geri sallanıyordu. Her adımda kolye biraz daha ısınıyordu. Her adımda canı biraz daha acıyordu.

Ama katlanamayacağı bir acı değildi.

Kolyeyi o kadar sıkı tutuyordu ki hilalin sivri uçları etini delmiş, yumruğunun arasından bir kaç damla kan cübbesine damlamıştı.

Yoruichi’nin burada olmasını istediği kadar yine burada aynı konuşmaları yapmak, zihnine her anı net bir şekilde kazınmış ruhuna işkence edilen o sahnelerin bir benzerini daha yaşamak istemediği için, hiç olmazsa başka bir yerde bulmayı da tercih ediyordu.

Ancak kolye ona tam tersini vaad ediyordu.

Geriye kalan son bir kaç merdivende derinden bir inilti duydu.

Duraksadı.

Onunla birlikte şuursuz TJ’de duraksamıştı. İleri geri, sağa sola yalpalayan bedeni tuttu. “Sabit dur.” Diye tısladıği gibi beden sopa yutmuş gibi dimdik kesiliverdi. Gelen iniltiye kulak kabarttı. Şimdi hırıltılı bir nefes alışverişine bırakmıştı yerini.

Kalan merdivenleri de arşınlayarak çıktı. Yerde kanlar içerisinde yatan bedeni görünce bir saniye daha beklemedi. Yanına gidip dizlerinin üzerine çöktü ve kemiklerinin üzerine deri kaplanmış, hastalıklı soluk kızıl saçlı kafayı nazikçe dizlerinin üzerine yerleştirdi. “Icchy?” dedi sakince. Sesi o kadar ipek gibi çıkmıştı ki... “Sevgilim?”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
The Stitch Doll
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 2

MesajKonu: Geri: Meydan Saati   Ptsi Haz. 01, 2015 2:17 pm

Kendisini uyanıranın, daha doğrusu 'ayıltanın' ne olduğu konusunda çok da emin değildi. Zaten huzurlu olması gereken bir uyku da uyumuyordu. Saklanabileceği en kuytu noktaya kadar süründükten sonra yorgunluğun ve acının da etkisiyle kendini kaybetmiş, daha sonra birkaç sefer de benliği kendine döndüğünde kendini aynı şekilde bulmuştu birkaç saniyeliğine, görüşü tekrar ve tekrar kararmadan önce. Ya tetikteliğiydi sürekli olarak zihnini uyanık tutmaya çalışan, ya da her bir sinirine iğne gibi batan sızı. Bir süre sonra öylesine bitkinlik verici olmuştu ki bu, imkanı olsa çığlıklar atarak ağlayacaktı. Ama ne gözlerine yaşlar dolabiliyor, ne de bağıracak kadar nefesle doldurabiliyordu ciğerlerini. Bitsin istiyordu artık. Sonsuza kadar yok olmak ve başta neden geldiğini de bilmediği bu dünyayı terk etmek istiyordu. Şizofren bir adamın sağlıksız saplantısının ürününden başka bir şey değildi nasılsa.

Bilinci bedenini her terk ettiğinde başka bir zamana gidiyordu. Yıllar süren halüsilasyonların arasında geçmişle geleceği karıştırır olmuştu artık. Bir an Hogwarts sıralarında derse vermesi gereken dikkati sıranın altında gizlice karaladığı resme verirken, bir an sonra alelerin arasında, canını bağışlaması için yalvaran bir adamı seyrediyordu. Bir an sat kulesi çarklarının altında yatıp saklanarak Will'in onu bulmamasını umarken, bir an Callivalende malikanesinde saklambaç oynuyordu kuzeniyle. Hangisi doğru hangisi yanlış, hangisi gerçek hangisi hayal ayırt edemiyordu çoğu zaman.

"I...ch..."

Uzaklardan duydu kızın sesini. Gözlerinin önü karaklıktı, sanki görüşüne simsiyah bir perde çekilmiş gibi. Gözlerini kırpıştırmaya çalıştıysa da içgüdüsel olarak, kımıldayamadı.

"Icchy? Sevgilim?"

Ses giderek netleşirken nefes aldığını fark etti göğsündeki kıpırtıdan. Boğazını dolduran her ne idiyse, her nefesinde göğsünde tireşiyor, hırıldıyordu. "Will?" diye sormak istedi, ama ses çıkarabildiğinden emin değildi. Sadece verdiği nefesin kıstığı boğazından bir rüzgar sesiyle çıktığını duydu. Yine de sorduğu sorunun cevabının başka bir şey olamayacağı kesindi. Neticede hayatı boyunca ona bu şekilde seslenen başka hiç kimse olmamıştı.

"Will?" Şansını denedi tekrar. Boğazından çıkan iniltinin kelimelere dönüştüğünden emin değildi ama içinde bulduğu durumda söyleyeceği tek bir şey vardı ve bunu sesini duyurana kadar tekrar edebilirdi. "Git burdan... Bırak beni... Git..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Meydan Saati
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kathleen Stewart

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
~ Expecto Hogwarts Geri Döndü! ~ :: Real World :: Hogsmeade-
Buraya geçin: